Neden olmasın ki diyip girdim, boş bir masa bulup oturdum. "Nezih bir ortamda kahve türü birşeyler içip, biraz karnımı doyurrum" dedim. Sonra kapıdan onun girdiğini gördüm. "Gelsene" dememe kalmadan gördü beni, tesadüf ki o da yalnızdı. Geldi, sarıldık."Tesadüf mü bu ?" diye sordum. "Neden olmasın" dedi.
Sipariş almaya geldi garson, birbirimize baktık, "evet" dercesine başımızı salladık ve ben "bize iki moka(mocha) ortaya da bi menemen" dedim. Ekledi "biberi bol olsun" diye. Garson son siparişimizi anlamamış ve daha önce "menemen" ismini duymamış gibi bir ifadeyle, bir benim bir de onun suratına baktı. "Efendim ?" dedi. Garsona, benim tekrarlamama fırsat vermeden "2 moka bi de ortaya menemen" dedi. "Anlamadım efendim, menemen mi?" diye sordu yine garson. Ben "evet menemen, hatta bol biberli olsun" dedim."Peki efendim" diyip gitti garson, kafası karışmıştı "2 moka" aklına yatmıştı da menemenin nesine anlam verememişti. Kahveci açmışsın, Türkiye'desin, Moka diyorum anlıyosun hemen beynine komutu yolluyosun da MENEMEN gibi 36bin yıllık Türk yemeğini 3. kerede anlıyosun, hatta anlamıyosun ve şef garsonun 5 dakika sonra mokalarla birlikte bize domatesli birer sandviç getiriyor. Şef garson "bunlar ikramımız efendim" dedi. Sandviçe baktım, şef garsona baktım, uzaktan gizlice izlemeye çalışan ilk garsonumuza baktım, yavaşça montumu giyerken, şef garson "efendim noldu ?" dedi. Cana da giyinmeye başlamıştı. "Sen dur" dedim, ciddiyetimi bozmamaya çalışarak, oturdu. Sandviçleri aldım kasanın yanındaki paket bölümüne yöneldim. Sandviçleri paket yaptırdım. "Dünya"dan çıkıp arabaya yöneldim, bindim, eve doğru fırladım. Koşarak merdivenleri çıktım, artık lamba düğmelerine basmıyordum sensörlere alışmıştım. Eve girdim ayakkabıyla, bi tane yumurta tavası çıkardım, sandviçleri tost makinasında bastırdım, sıcacık oldular. Tavaya yağ döktüm yumurta kırdım domates doğradım ve bunların hepsini 5 dakikada yaptım (domatesler hazır doğranmıştı). Menemen istemiştim bi kere, durmuyordum. Sivri biber almak için buzdolabı sebzeliğine eğildim, ama yoktu. Koşarak alt komşuya indim, 3 tane sivri biber aldım, eve koştum doğrayıp menemenimin içine attım, isot, kırmızı pul biber de kattım, "bol biberli" ve süper olmuştu, gazeteye sardım. Sandviçleri de paketlerine tekrar sarıp torbaya koydum. Tavayla torbayı tutmakta zorlandım, kapıyı çektim kitledim 3 kez ve çıktım 10 dakika geçmişti. Hemen atladım arabaya elimde tavayla, tavayı koydum koltuğa. Gaza geldim ve gaza bastım, toplam 13 dakikadır yoktum ve döndüğümde yalnız kalma , ortada kalakalan bir insan olma ihtimalim vardı. Girdim "Dünya"ya. Hemen baktım ordaydı, bekliyordu. Ben olsam ben de beklerdim. "Oh be!"dedim. Elimde tava vardı. Şef garsonu çağırdım. "Sandviçleri ısttım da çatal, ve tabak alabilir miyiz ?" dedim. Hemen getirdiler. Cana elimdeki gazete kağıdından paketin ne olduğunu sordu. "Sence nedir ?" dedim. "Ha hah ha MENEMEN mi?" dedi." Şimdi sana göz kırpıcam ama elim yanıyo bunun sıcaklığından kırpmıyorum"dedim. Mokalar da soğumuştu, buz gibiydi. Yenilerini istedik. Gelir gelmez ortaya menemen'i çıkardım. Şef garson ve diğerleri bizim masaya "oha" dercesine ve hassiktirifaz bir ifadeyle bakıyolardı. "2 mocha ve ortaya menemen" hayalimiz gerçek olmuştu. Kendi hayalimizi kendimiz gerçekleştirmiştik. Sonra bütün dükkan menemen koktuğu için, ne yaptığımızın farkına vardık. Utandık mı? Hayır.!Asla.! Hesabı istedik. Kutu geldi. Cana "ben de ödicem" dedi. "Du bi dakka" dedim. TL cinsinden 3-4 moka fiyatı beklerken, üzerinde " BİZE DE YAPAR MISINIZ? AŞAĞIDA MUTFAK VAR VE BİZ ÇOK ACIKTIK" yazan bi kağıt çıktı."Ehe ehe" diye yavşak gibi güldüm. Cana'ya gösterdim, o da güldü. Oturduk, menemenimizi mokalarımızla birlikte silip süpürdük. Sonra aşağı indim. "YAPARIM" dedim. Yaptım, ama dükkanda domatesli bir tane bile sandviç kalmadı. Bütün çalışanlar doymuştu. Hemde ismini adları gibi bildikleri ama moka, filtre, frapeziko, espisekso gibi terimler arasında boğulurken unuttukları bir yemekle. "MENEMEN"le.
22 Şubat 2009 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder